|
|
May 06
Ne sevdalı gönüllerdi bizim ki sadece sevmek için var olmuştuk onlar için Bütün bildiklerimizi gerçek bir dost sanıp anlatmak için sevmiştik Kanayan sevdalara üzülürdükte Allah'ım başa vermesin diye dua ederdik Nerden bile bilirdik aldatıldıgımızı
Bir oyun zannerdİk ama her zaman yaslanacak bir omuzz Üşüdüğümüz de saracak bir yuva Ağladıgımızda gözyaşlarımızı silebilecek bir söz Hayal ederken gerçek yerine koyabilecek bir hayat
Hep var olacağız zannederken bir gün yalnızlığa düşüverdik Şimdi yaslanabileceğim bir omuz değil tutabileceğim eller var arkamda Üşüdüğümde saracak bir yuva değil battaniyem var kollarımda Ağladığım da ise göz yaşlarımı silecek parmaklarım var Evet hayal ettiklerimi gerçek hayat yerine koyabilecek kimse yok ama işte hep amalarım var
Şimdi yaslanabileceğim bir hayatım var : Bana doğruyu yanlışı öğreten bir yuvam var Mutluluk için ağlandığını öğreten gözlerim var Ve hayatı kendin için yaşa diyen bir yüreğim var
Dipsiz bir kuyu misali anlatırım hayatımı Bütün yük omuzlarımda sanır arkadaşlar Ne alaa uzak durur iyilik Adım adım yol alır pislik
Beni anlatan bir melodi seçtim kendime İçinde bütün çirkinliğiyle beni anlatan bir şiir Ve şiir de ismi geçen bir zalim Ve seven kalbimle oynamak için bencil bir insan
Sevmiş kör olası kalbim Ne vazgecer sevmekten ne de tekrar ister işte bir zalim arkadaş
Örnek mi vereyim kardeş KarŞında bir zalim Kahpeyi oynatan bir kukla ve rolunu çok güzel oynayan bir mahlukat Sev ama seni tüm kalbi ile seveni sev sev sev de yaratılanı degil YARATANI sev
Sevgiyi hak etmeyecek sevdalara tutulmuş kalpler Yaralarını sarmayacak bir melheme muhtaç kalan nesirler Asırlarca süren aşklara hasret kalmış gönüller Gerçekten sevda var mıdır?
Varsa sarf edilen sözler doğru mu YOKSA YALAN MIDIR? March 04 Tek bir sözle başlıyorum adını anmaya Tek bir gülüşle uğurluyorum bana ait olan seni Tek bir yürekle savaşıyorum vatanda
Uzaksın, yakın gönlüme anam
Ne yakın, ne uzak tanır hasretin Tek bir gözyaşı kalmadı dökmediğim Hayalin rüyadır onu da özlerim
Bir sana kıyamam, ağlama anneciğim
Bir gün avunur, birgün övünürsün bedenimle Bu can emanettir; bir sema bir de vatan görevinde Kıyamettir kanlarımızın rengi Rüyadır bu olanların alameti
Ne kış derim, ne yaz derim Tek sözüm üzülme, iyiyim derim Vurulduğumda anam ben vatan görevindeyim Sızlamasın yüreğin
Ne kandır gözümü korkutan Ne kaderdir hayata bağlayan Beni tek yaşama bağlayan
Vatan görevidir Dünya boş anam
Her asker şehit olmak ister Böyle fırsat ne zaman ele geçer Güzel günler ne gelir, ne geçer
Asker ocağı bu günler ne gelir, ne geçer
Vatan görevidir bu Adını kimliğe şehit yazdırmaktır Ne mutlu bana adım ADIM ŞEHİT KALACAKTIR February 16 Yaşarım,Ölürüm Sonra Sende Seversin
VAZGEÇTİM BENDE AŞKTAN GECELERİ SENİ DÜŞÜNÜP KAHROLMAKTAN HÜZÜN ÇÖKEN YÜREĞİMDE GÖZYAŞLARIMI KURUTMADAN ÇEK GİT BIRAKTIĞIN GİBİ
NE ÇIKARKEN KAPIYI KAPATIRSIN NE DE ARDINA BAKIP ERİYEN BEDENİME ACIRSIN ACIMASIZLIKLARIM KATiLiM OLDU GÜNDÜZLERİMDE YALAN OLDU GÖZLERİN YALAN OLDU SÖZLER
GÜNEŞİM ISITIRDI AYAZIMDA NE ÖZLEMLER GÖRDÜM ELLERİN KADAR YAKIN OLAMADI NE YÜZLER GÖRDÜM SENİN GİBİ BAKMADI NE YÜREKLER GÖRDÜM CANIM SENİN GİBİ ISITMADI
SANMIYORUM ESKİSİ GİBİ SEVESİN BİR UMUT YETER KAPIYI ÇEK, ÇIK GELİRSİN UZAK KALDIN GELMEZSİN RUYA DER GELİP GECERSİN YAŞAR, ÖLÜR SONRA SENDE SEVERSİN TUĞÇE ER...
February 12 =ÖRTÜNME BAHANELERİ VE CEVAPLAR= Örtünmek İsterim Ama İkna Olmam Lazım " KURAN DA KESİN HÜKÜM VAR YETMEZMİ İKNA OLMANA " Allah (c.c) Beni Başı Açık Olarakta Sever " AMA GÜNAHKAR KULUM DER " Kapalıyım, Ama Ailem Okul İçin Başımı Açmamı İstiyor " AİLEN SENİ CEHENNEM ATEŞİDEN KURTAMAYACAK " Genç Yaştada Kapanmak Olmaz ki, Yaşlanınca İnşaALLAH... " YAŞAYACAĞIN GARANTİ Mİ YA YARIN ÖLÜRSEN " Tekrar Açılırım Düşüncesiyle, Kapanmıyorum " HELE Bİ KAPAN ONU SONRA DÜŞÜNÜRSÜN " Bazı Özgürlüklerimin Kısıtlanacağı Düşüncesiyle Kapanmak İstemiyorum " ALLAH'IN KARŞISINDA ÖZGÜR OLABİLECEKMİSİN " Kapanmak Önemli Değil Önemli Olan Kalbin Temizliği " KALBİN TEMİZLİĞİ GÜNAHA ENGEL DEĞİL " Evlenince Kapanırım " Kızım Evlenince Kapanır " " EVLENECEĞİN GARANTİMİ ", Güzelliğimi Sergilemek İstemediğimden Dolayı Kapanmamıştım " GÜZELLİĞİNİ SADECE EŞİNE SERGİLESEN NE GÜZEL OLUR " Başörtüsü İçin Henüz Kendimi Hazır Hissetmiyorum " ÖLÜNCEMİ HAZIR OLACAKSIN " Bu Zamanda Başörtüsü Olmaz ki Hangi Çağda Yaşıyoruz " GÜNAHIN BU ZAMANI O ZAMANI YOK KURAN HER ÇAĞ İÇİN İNDİ " Kısmet Bir Bakarsın Kapanırız İnşaALLAH... " İNŞALLAH AMA ACALE ET ÖLMEYECEĞİNE DAİR SENEDİNMİ VAR Kapanmak İçimden Gelmiyor NEDEN GUNAH İŞLEMEK HOŞUNAMI GiDİYOR..
...ANNENİN GENC KIZINA TAVSİYESİ...
(...Evlilik Hazirligi Yapan Ablalarıma Hediyem Olsun...)
Yavrum! Şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak bazı nasihatlerde bulunacağım. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, âhırette de ebedî saâdete ulaşırsın.
1 - Kanaatkâr ol! Yâni, kocan tarafından getirilen yiyecek ve giyecek herşeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü, kanaat, kalbi huzûra kavuşturur.
2 - Söylenenleri dâima iyi dinle ve kocanın meşrû emirlerine itaat et!
3 - Evin ve her şeyin her zaman, temiz, muntazam ve düzenli olsun!
4 - Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin! Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise, öfkelendirir.
5 - Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru! Yaptığın işleri, iyilikleri başa kakma! İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur, fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.
6 - Eşinin yakınlarına güzel muâmelede bulun! Kocanın hatâlarını, yalnız iken, yumuşak bir şekilde söyle!
7 - Koca! nın sırlarını hiç kimseye söyleme! Karı-koca arasındaki sırlar kabre berâberlerinde gömülmelidir.
8 - Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş! Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol! Yalan, yuvayı içten içe yıkan bir kurttur.
9 - Aranızdaki problemleri kendiniz hâlledin! Sakın bunları, bize ve başkasına taşıma! Kimseden medet umma!
10 - Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmeyeceği şeyleri isteme!
11 - Kadının güzel huylusu, eşine Cennet nîmetidir. Sen kocana Cennet nîmeti ol! Azap çektirme!
Bunları yapabilmen, ancak, onun isteklerini kendi isteklerine, onun rızâsını kendi arzularına tercih etmenle mümkün olabilir. Hep kendi istek ve arzularını ön plâna çıkartırsan, bu nasihatleri tutman mümkün olmaz
NAMAZ NEDİR???  Namaz,kulun izinsiz ve tercümansız Allah'ın huzuruna girip,Allah'la konuşmasıdır  Namaz,insanın Allah'a kulluk etmenin en acık ifadesidir.  Namaz,kalplerin ve kelimelerin sırlarının anahtarıdır.  Namaz,mahşerde kulun ilk sual olunacağı şeydir  Namaz,firdevs cennetine layık olmanın yoludur.  Namaz,kul oldugunu yani haddini bilmektir  Namaz,duadır,Hz.İbrahim'in duasıdır  Namaz,Allah'ı hatırlamaktır,...  Namaz,tam teslimiyettir.....,  Namaz,felaha ermektir...
-
MusLuman-GenC NasıL OLmaLı ? Bilgili,Eğitimli,Terbiyeli,Ahlaklı Olmalı Sorumluluk Bilincine Sahip Olmalı Saygıda Sonsuz Olmalı Günahlardan Korunmalı Nefsine Hakim Olmalı ibadetle Yetişmeli
Şeytan'ın Varlığını Unutmayın .... AZAP MEKANI CEHENNEM
Sizi Allah'tan, O'nun dininden ve Kuran'dan uzak İnkar edenlerin içinde sonsuza kadar kalacakları yer, tutmaktan başka hedefi olmayan bir düşmanınız insan bedeni ve ruhuna acı tattırmak için özel olarak olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın. Çünkü o, yaratılmış olan Cehennem'dir... için her an fırsat kolluyor, pusuda bekliyor. Sizi, sizin Cehennem; Allah'ı inkar ederek, kayıtsızca ömür sürenlere onu görmediğiniz yerden görüyor ve yine sizi tuzağa sonsuza kadar yurt olacak bir azap mekanıdır. düşürmenin binbir yolunu arıyor. En önemli özelliklerinden biri sinsilik. Yöntemleri, taktikleri, oyunları kişiden kişiye gibi; zamana, mekana ve şartlara göre de farklılık değiştiği gösterebiliyor

İLİM-MAL İlim,Peygamberden-Mal Firavun’dan mirastır İlim ,sahibini korur-Malı ise sahibi korur ilim sahibin,dostu-Mal sahibinin,düşmanı çoktur İlim sahibi,ünvanlarla-Mal sahibi, cimrilikle anılır İlim, çok durursa artar-Mal, cok durursa azalır İlim, kalbi kuvvetlendirir-Mal, kalbi karartır İlim, tevazu getirir-Mal, kibir getirir İlim, Rahmet doğurur-Mal, ise düşmanlık doğurur
10 ŞEY RUHA EZİYET VERİR
2 adam bir araya gelip arkadaş olurlarda birbirlerinin ismini öğrenmeden ayrılmak Kendi nefsi için dua edip ana-babası ve müminler içinde dua etmemek, Kabristan yanından gecerken onların ruhuna fatiha okumamak, Zaman zaman kur'an okuma,ama günde yüz ayet okumamak, Cuma günü bir şehre girip o yerden cuma namazını kılmadan ayrılmak, Komşusu aç olduğu halde kendisi tok halde yatmak.. Semtlerine yerleşen alimleri ziyarete gitmemek, Camiye girip 2 rekat namaz kılmadan cıkmak, Gençliğini ilim ve ahlaktan uzak tutup tüketmek, Meşru bir ziyafete davetli olupta gitmemek,...
ZİNANIN 4 BÜYÜK TEHLİKESİ RESULÜLLAH (S.A.V) BUYURDU: ''Zinadan sakının.Çünkü onda 4 tesir wardır. 1-Cehennem ateşinde .ebedi kalınmaya sebep olur 2-Yüzden Rahmani parıltıyı giderir, 3-Rahman olan Allah'ı öfkelendirir,.. 4-Rızkı keser (Evden ve maldan.........)
ALLAH (C.C) DİYOR Kİ; Sakın nankörlük etmeyin.. Şeytanın izinden yürümeyin... İyi bilin ki;Allah'ın yardımı pek yakındı Bana dua edenin,duasına cevap veririm.... Yalnız beni anın ki ;Bende sizi anayım......... Zalimlerden korkmayın,Benden korkun......... İnkar edenlere DÜNYA HAYATI süslü gösterildi #Sabrederek ve Namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin... Şeytan sizi fakirlikle korkutur,ve çirkinliği-hayasızlığı emreder... MÜSLÜMAN ALLAH'IN EMİRLERİNE TESLİM OLAN KİMSEDİR... And olsun ki;Sizi biraz korku,açlık ve birde canlar ve mallar

...TESADÜF... Dünya üzerinde hiçbir hareket yoktur tesadüfi olsun.Herşey,Allah'ın ezeli takdiri neticesinde cereyan eder.Yani tesadüf yok,takdir vardır:ALLAH'IN TAKDİRİ... Yağmur yağmasından,güneşin doğmasına,yıldızların görünmesinden batışına,gece ile gündüzün birbirini takip edişine,insanların tanışıp konuşmasına,rastlaşmasına,kuşların uçup konmasına,hasılı herşeyin olmasından ve olmamasında Allah'ın takdiri vardır.Herşey o takdire göre cereyan eder.Allah'ın takdiri olmasaydı horoz ötermiydi,sen adım atabilirmiydin,senin dünyaya gelişin tesadüfi midir??? Bütün bunları düşünerek tesadüfi diye birşeye inanma.Herşeyin Allah'ın takdiri olduğunu bil.O'nun izni olmadan hiçbirşeyin olmayacağını ikrar et,ağzından cıkan her sözün hesabını Allah'a vereceğinide bir an bile UNUTMA...

![photonsibimjq5[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1pdBDLFdP_9qK5y5M3HBfzsDYt5nhzELzRZwmrUv1NU_gGK5cP5H9U5pMIxr75lqI7aGXC1D8lAFA)
"iki Cihan sultanına Salat ve selam olsun"
"Vema tevkifi illa billah"
"Nasihatten nasibi kesilende, nefsimizin ve şeytanın nasibi artar."
"Elestü birabbiküm?" Ben sizin Rabbiniz değil miyim?
İbrahim Aleyhisselam Beytullah'ı Cenâb-ı Hakk emretti yaptı. Bütün müslümanlara bir ibadethane oldu.
Cenâb-ı Hakk'ın emri:
-"Kim gelir burayı ziyaret ederse Ben onun günahlarından geçeceğim. Ya İbrahim seslen. Kullarıma seslen gelip burayı ziyaret etsinler. Öyle sesleneceksin ki kıyamete kadar herkes duyacak o sesi ve herkes gelecek."
- "Yarabbi benim sesim buradan şuraya ancak gider. Değil kıyamete kadar. Şimdi mevcut insanlara da ne kadar duyurabilirim ben?100 metre, 200 metre veya 1000 metre ileriye gider sesim."
Cenâb-ı Hakk:
- "Ya İbrahim! Sen seslen ben duyururum", buyuruyor.
Bu ses ruhlara, tâ bizlere kadardır. Allah'ın emri daha sonra devam edecek. Kıymete kadar Allah'ın emridir. Bu ses devam edecek. İlm-i ezelide de Cenâb-ı Hakk ruhları halk etmiş.
"Elestü birabbiküm?" Ben sizin sahibiniz değil miyim?"
Biz müslümanların ruhu "Belâ" demişler. Cenâb-ı Hakk "Belâ" diyenlere Hac'cı nasip ediyor. Fakat şurasını izah edeceğim. Beytullah'ı yaptı. Cenâb-ı Hakk "seslen insanlara" dedi. "Burayı ziyaret etsinler." İşte o zaman İbrahim Aleyhisselam'a tabi olanlar, kendi ümmeti olanlar geldiler. Beytullah'ın etrafını tavaf ettiler veya Beytullah'ın etrafındalar. Müşrikler galip geldiler. Yapıtığı binayı İbrahim'in elinden zorla aldılar, işgal ettiler. İnananlar müşriklerle, kafirlerle başa çıkamadılar ve üzüldüler. Zâhirdeki güçleri de kafi gelmiyor. Döğüştüler, savaştılar. Ama güçleri kafi gelmedi. Cenâb-ı Hakk ne emretti:
![nasibimlailaheillallahog2[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1pdBDLFdP_9qJD4pgMIXj9WorbQm9geTj44PaIjb6wxSId_g4C9JAktcux4Cl7fRFqEuryNbQllAE)
- "Ya İbrahim sen Beytullah'ı böyle kurtaramazsın. Sen gir uzlete. Kendini halvete çek. "La ilahe illallah" zikrine devam et" buyruyor Cenâb-ı Allah. Tabi İbrahim Aleyhisselâm "lâ ilahe illallah" zikrine devam edince, yanında olanlar ne yapsınlar, onlar da gizlendiler. İbrahim Aleyhisselam kalbinden 39 gün bu zikre devam edince bakıyor ki, kendi kalbinden öyle avazlar, öyle sedalar geliyor. Bir tane mi yüz tane mi? Çok, daha çok. "La ilahe illallah" 40 gün olunca İbrahim Aleyhisselam vücudu o kadar büyüyor ki, dünyayı istila ediyor. Kendi kalbinden, gönlünden eller, çıkıyor. Manevî eller. O eller, Beytullah'ı işgal eden kâfirleri tutup tutup atıyorlar. Öyle bir el ki çarpıp çarpıp atıyor. Bu eller İbrahim Aleyhisselam'ın kalbinden çıktı. Fakat ümmeti o ellerin İbrahim Aleyhisselam'dan çıktığını görmüyorlar. Kâbe'den çıktığını görüyorlar. Beytullah'tan çıkıp müşrikleri attığını görüyorlar. Sesleniyorlar.
- "Ya İbrahim gel, neredesin? Beytullah'tan büyük büyük eller çıktı. Müşrikleri tuttu attı. Dağlara yabanlara attı. Temizlendi, kimse yok gel."
İbrahim Aleyhisselam nübüvvet sahibi olduğu halde onları atamadı. Velayet gücü ile atıldı. Bazı tasavvuf kitaplarında vardır. Velâyet nübüvvetten daha güçlüdür diye. Bu yalan değil yanlışı vardır. Evliyaullah'ın velâyeti nübüvvetinden daha büyüktür. Ama nübüvveti değildir şüphesiz. Nebilerin velâyetleri nübüvvetlerinden daha güçlüdür. Peygamber Efendimizin nübüvveti var. Cebrail geldi. Kur'anı getirdi. Bu bilindi. Bu nübüvvet. Peygamber Efendimizin velâyeti görünmedi. Ama Peygamber Efendimizin velâyeti o kadar güçlü ki, o kadar büyük ki buna akıl ermez.
ERZİNCANİ.
![nasibimallahdz1[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1pdBDLFdP_9qKpksIFU2GCzn4gkV69QvEn0DcuyMRW5v5Y3-byFJTFiVG9GYvs6B7-ch2xZ8j05Wo)
February 10
Yağmurlara söz vermişti gözlerim Bırakıp giderken elveda demeyecekti Bırakıp gittigin gün gibi sersemce gülmeyecekti Hayallerinle yaşayan bedenim ardından bir damla su yerine bir damla göz yaşı bile dökmeyecekti İhanetine aldırış etmeden iki dudağımdan çıkan kelime sana utanacak kadar yetecekti Evet ihanetin beni bir odaya mahkum edecekti Kahpece gülüşün seviyorum diyecekti Yalnız gönüllerin ardından elveda diyecekti Ellerimle bedenim asla sana dur demeyecekti Gitme demek kolay olcaktı benim için Yollarda gezerken seni arayacaktı gözlerim Ellerim üşüdüğünde seni isteyecekti bedenim Ama gitme kal demeyecekti!!!!
February 05 Umutsuzluğa, mutsuzluğa layık bir dünya
Geri dönülmez bir yalanın yokuşa çıkışı
Hangi anda yemin ettin ileri gidesin
Yalancı dünya sen bir k/.............
Doğruları unutup bir anda sustun mu?
Yalanları unutup bir anda yoruldun mu?
Sen gerçeği adam sanıp, kandini insan yarine koydun mu?
Uzak bir şehirde ıssız bir sokaktasın
Yalnızları paylaştığın merdivende
Hasreti paylaşmaktasın
Umudunu yitirmiş
Özlemleri duymaktasın
Eee genç adam
Sen kaybettiklerini aramaktasın!!!...
EFSANE OLMUŞ SEVGİNİN
SONU GELMİŞ BİR GÜZÜNDESİN
ARKANI BİLE DÖNEMEDİĞİN ÇEHRENDE
SANA BIRAKTIĞIM EMANET BEDENDESİN .........
Her ayrılık çektirdiklerin kadar zalim olmaz
çekip giderken ağarsın arkamdan
çekip gidişim kahpece koymaz
isyan etmeelerin arkamdan hiç bir şey kazandırmaz
bir mahkum olursun kelepçesiz ama anahtar ararsın
masumca hareketlerın derman olacak sanırsın
güldürme zalim sen kendini adam mı sanırsın ?
sokaklarda gezen serseriler bile
her gece kaldırım kenaraında
aynı taşta aynı duygularda aynı acımasızlıklarla
kirli dumanı savururlar dunyaya
zifri geceye sarılmış yavru kedi misali duygularım
düşüncesiz duygusuz hayalesiz gecelerim
bir tek gecede saklıdır benim gizli hayalim
göz kirpiklerin de göz yaşlarının mahkumıyetı gizlidir
yüreginde saklı duran sevdanın dumanı solmaktadır bedenimin
Alla h,
Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi', el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabür
|